İnsanlardan öylesi vardır ki Allah'ın rızasını aramak (kazanmak) için nefsini satar (feda eder). Allah'da kullarına karşı rauf (şefkatli) olandır.
(Bakara sûresi-207)
Bir Hadis
Âişe radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre;
Hz.Nebî (s.a.v), gece ayakları şişinceye kadar namazı kılardı. Âişe diyor ki, kendisine:
Niçin böyle yapıyorsun ey Allah'ın Resûlü Oysa Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlamıştır, dedim.
Şükreden bir kul olmayı istemeyeyim mi buyurdu.
Buhârî, Tefsîru sûre 48, 2; Müslim, Münâfikîn 81
Bir Dua
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Rabbim Bütün işlerimdeki ölçüsüzlüğümü cahilliğimi ve hatamı bağışla Sen bunları benden daha iyi biliyorsun. (Buhârî Deavât 60 Müslim Duâ 70)
Hikmetli Söz
Hz. Ömer'in (r.a.) Allah'tan ne istersiniz sorusuna verdiği cevap...
Ömer (r.a) bir gün dostlarıyla birlikte oturuyordu. Onlara Allah’tan bâzı talep ve temennîlerde bulunmalarını istedi. Oradakilerden bir kısmı:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!..” dedi.
Bir kısmı:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!..” dedi.
Bâzıları da:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sâhip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!..” diye temennî etti.
Ancak Ömer (r.a):
“–Daha fazlasını isteyin!” deyince onlar:
“–Allah Teâlâ’dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!” dediler.
Bunun üzerine Ömer (r.a):
“–Ben, içinde bulunduğumuz şu hânenin, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, Muâz ibn-i Cebel ve Huzeyfetü’l-Yemânî gibi kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah’a itâat yolunda, yâni teblîğ ve ıslâh hizmetlerinde istihdâm etmeyi temennî ederim...” dedi. (Buhârî, Târîhu’s-Sağîr, I, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye eleman eksikliğini de hiçbir şey telâfi edemez.